Avrupa Rüzgar Enerjisi Derneği WindEurope’un güncel verilerine göre, geçtiğimiz yıl Almanya’da toplam 4 gigawatt (GW) üzerinde yeni rüzgar enerjisi santrali devreye alındı. Bu performans, Almanya’yı Avrupa Birliği (AB) çapında açık ara lider konumuna taşıdı.

Almanya’yı yaklaşık 1,9 GW’lık yeni kurulumla Birleşik Krallık, 1,7 GW ile Fransa ve 1,4 GW ile Finlandiya izledi. Hem karasal hem de açık deniz projelerinde hız kazanan Almanya, yenilenebilir enerji dönüşümünde öncü bir rol üstlenirken, Avrupa genelinde ise rüzgar enerjisi yatırımlarının hedeflenen seviyenin gerisinde kaldığı gözlemleniyor.

AB’de Rüzgar Enerjisinde Beklentiler Karşılanamıyor

Friedrich Merz, Macron’a Sürpriz Bir Ziyaret Gerçekleştirdi Friedrich Merz, Macron’a Sürpriz Bir Ziyaret Gerçekleştirdi

WindEurope verileri, 2023 yılı boyunca AB genelinde toplamda yaklaşık 13 GW’lık yeni rüzgar enerjisi kapasitesinin devreye alındığını gösteriyor. Ancak bu rakam, Birlik’in yenilenebilir enerji hedefleri doğrultusunda belirlenen yıllık 30 GW’lık ihtiyacın oldukça altında kalıyor.

Yatırımların yavaş seyretmesinin arkasında ise birçok yapısal engel bulunuyor. Şebeke bağlantılarındaki tıkanıklıklar, pek çok ülkede uzun süredir çözülemeyen lisanslama ve onay süreçleri, yükselen finansman maliyetleri ve liman altyapısındaki yetersizlikler gibi faktörler, özellikle açık deniz projelerinde ilerlemeyi ciddi anlamda kısıtlıyor. Ayrıca, büyük türbinlerin taşınması ve kurulumu için gerekli gemi filosunun sınırlı olması da bu süreci sekteye uğratıyor.

Avrupa’nın 2030 Hedefleri Tehlikede

Bugün itibarıyla Avrupa’nın toplam rüzgar enerjisi kapasitesi 285 GW seviyesini aşmış durumda. Ancak AB’nin 2030 yılına kadar belirlediği iklim ve enerji hedeflerine ulaşabilmesi için her yıl en az 30 GW’lık ilave kapasitenin devreye alınması gerekiyor.

Özellikle 2025-2030 döneminde bu sürecin hızlanması şart. WindEurope, önümüzdeki beş yıl boyunca Avrupa’da toplam 186 GW’lık yeni rüzgar enerjisi kapasitesinin devreye girmesini öngörüyor. Ancak bu projeksiyonun hayata geçirilebilmesi, bürokratik engellerin azaltılması, altyapı yatırımlarının hızlandırılması ve finansal destek mekanizmalarının güçlendirilmesiyle mümkün olabilecek.

Almanya’nın rüzgar enerjisindeki liderliği, diğer Avrupa ülkeleri için önemli bir örnek teşkil ediyor. Yenilenebilir enerjiye geçişin sadece çevresel değil, aynı zamanda enerji arz güvenliği ve ekonomik büyüme açısından da stratejik bir önem taşıdığı vurgulanıyor.