Almanya’daki seçimlerden zaferle çıkan ve ülkenin bir sonraki şansölyesi olması beklenen Friedrich Merz, sürpriz bir ziyaretle Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir araya geldi. Görüşmenin ana gündemini, ABD’nin Ukrayna politikasında yaşanan son değişim ve bu durumun Avrupa’nın güvenliğine etkileri oluşturdu.
Merz’in ziyareti, Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Hristiyan Sosyal Birlik’ten (CSU) oluşan muhafazakar ittifakın, Almanya genel seçimlerinde oyların %28,5’ini alarak en büyük parti konumuna yükselmesinden yalnızca birkaç gün sonra gerçekleşti.
Merz ve Macron Neleri Görüştü?
Merz’in Paris temaslarının odağında, Ukrayna’daki savaşla ilgili ABD’nin izlediği değişken politika ve bu politikanın Avrupa’nın güvenlik mimarisi üzerindeki olası etkileri yer aldı.
Çarşamba akşamı sosyal medya hesabından Emmanuel Macron ile birlikte çekilen bir fotoğraf paylaşan Merz, Fransız lidere “dostane yaklaşımı” ve “Alman-Fransız ilişkilerine duyduğu güven” nedeniyle teşekkür etti. Merz, paylaşımında “Ülkelerimiz el ele vererek Avrupa için büyük başarılara imza atabilir” ifadelerine yer verdi.
Paris ziyareti, Merz’in seçim zaferinin ardından Almanya dışına gerçekleştirdiği ilk yurt dışı seyahati oldu. Pazar günü sandıktan zaferle çıkan CDU/CSU ittifakı, 208 milletvekili ile Alman Federal Meclisi’ndeki en güçlü grup oldu. Ancak bu sayı, hükümet kurmak için gerekli çoğunluğun oldukça altında kalıyor.
Muhafazakar blok, meclisteki 630 sandalye içinde 208’ini kazanarak birinci parti oldu. Ancak CDU/CSU’nun, seçimde ikinci sırada yer alan ve 152 milletvekili çıkaran aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) ile herhangi bir iş birliğine kapıları kapatması, hükümet arayışını karmaşık hale getiriyor. Bu nedenle gözler, Merz’in görevdeki Başbakan Olaf Scholz’un liderliğindeki Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile olası bir büyük koalisyon görüşmelerine çevrilmiş durumda.
Zorlu Koalisyon Görüşmeleri Avrupa’nın Geleceğini Etkileyebilir
Henüz başarı garantisi olmayan koalisyon müzakereleri, Avrupa için son derece kritik bir dönemde başlayacak. Bu süreçte, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa’yı dışarıda bırakarak Rusya ile kendi şartlarında bir barış anlaşması imzalama ihtimali, kıta genelinde ciddi endişelere yol açıyor.
Washington yönetimi, bu haftanın başında Birleşmiş Milletler’de gerçekleştirilen iki ayrı oylamada Moskova’nın tutumuna destek verdi. Bu durum, ABD’nin Ukrayna konusundaki yaklaşımında önemli bir rota değişikliğine işaret ediyor.
Oylamalar, Emmanuel Macron’un Beyaz Saray’a gerçekleştirdiği ziyaretin hemen ardından geldi. Fransız lider, bu görüşmede, Ukrayna’nın onayı olmaksızın hiçbir barış anlaşmasının kabul edilemeyeceği yönündeki tavrını net bir şekilde dile getirmişti.
Öte yandan, Macron ve Trump’ın bu kritik meselede tam olarak aynı çizgide olup olmadığı belirsizliğini koruyor. Zira, Trump’ın başkanlık döneminden bu yana aralarındaki inişli çıkışlı ilişkiyi onarmaya çalıştıkları gözlense de, Ukrayna meselesindeki derin görüş ayrılıkları taraflar arasındaki mesafeyi koruyor.