☰
✕

Yaşamın sonunda hastanın yanında olmak

Sevdiğimiz birinin yaşamının sonuna yaklaştığını öğrendiğimizde, söyleyecek söz bulmak zorlaşabilir. Bir yandan onu kaybetme düşüncesiyle baş etmeye çalışır, bir yandan yanında güçlü görünmek isteriz. Ağlamamak için yüzümüzü çevirir, açtığı konuyu değiştirebiliriz. Bazen onu korumak için seçtiğimiz bu sessizlik, kendi korkularını bizimle paylaşmasını da zorlaştırır. Oysa yaşamın sonuna yaklaşan insanın, konuşmak istediğinde kendisini dinleyecek birine ihtiyacı olabilir.

Bir onkoloji hekimi olarak, tıbbın sorumluluğunun yaşamın sonuna kadar sürdüğünü vurgulamak isterim. Hastalığı iyileştirmek her zaman mümkün olmayabilir. Ancak ağrıyı azaltmak, nefes darlığını hafifletmek, kaygıyı ele almak ve hastanın kendisini güvende hissetmesine yardımcı olmak için yapılabilecekler vardır. Tedavinin hedefi değiştiğinde, hastanın bakımına gösterilen özen devam etmelidir.

Palyatif bakım bu anlayışla çalışır. Yaşamı tehdit eden hastalıklarla karşılaşan insanların ve yakınlarının yaşam kalitesini destekler; bedensel yakınmaların yanında psikolojik, sosyal ve manevi ihtiyaçları da gözetir. Yalnızca kanser hastalarına veya yaşamın son günlerine yönelik değildir. Gerektiğinde hastalığın erken dönemlerinden itibaren, hastalığa yönelik tedavilerle birlikte sunulabilir. Hekimlerin, hemşirelerin ve diğer destek çalışanlarının birlikte çalışması, hem hastanın hem de ailesinin yükünü hafifletebilir.

Ölüm hakkında konuşurken hastanın neyi, ne kadar bilmek istediğini anlamak gerekir. Bazı insanlar açık sorular sorar; bazıları bilgiyi daha yavaş ve sınırlı biçimde almak ister. Yakınları, gerçeği öğrenirse umudunu kaybedeceğinden korkabilir. Böyle zamanlarda hastanın kendi tercihlerini duymak önemlidir. “Seni en çok ne kaygılandırıyor?” diye sormak, konuşmaya alan açabilir. Her soruya hemen yanıt bulmak zorunda değiliz. Bilmediğimiz bir konuda kesin sözler vermeden de yanında kalabilir, kaygısını ciddiye alabiliriz.

Yaşamın son günlerinde bedende bazı değişiklikler görülebilir. Kişi daha çok uyuyabilir, daha az yiyip içebilir, çevresiyle daha az iletişim kurabilir. Solunumunun ritmi değişebilir. Ancak herkesin süreci aynı değildir ve bu belirtilerden kesin bir ölüm zamanı çıkarılamaz. Yeni gelişen huzursuzluk, ağrı veya nefes darlığı sağlık ekibine bildirilmelidir. Rahatsızlığın giderilebilir nedenleri araştırılmalı; her değişiklik sessizce kabullenilmesi gereken bir durum olarak görülmemelidir.

Özellikle yemek ve içmek konusu aileler için güç olabilir. Sevdiğimiz insana bir kaşık daha yemek yedirmek, ona bakabildiğimizi hissettirir. Buna karşılık ölmekte olan bir kişinin isteği ve yutma gücü azalabilir. Yemeğe zorlamak rahatsızlık yaratabilir. Kişi istiyor ve güvenle yutabiliyorsa küçük miktarlar sunulabilir; ağız ve dudak bakımının nasıl yapılacağı sağlık ekibinden öğrenilebilir. Beslenme ve sıvı desteğine ilişkin kararlar, kişinin durumuna ve rahatlığına göre ekiple birlikte değerlendirilmelidir.

İnsan onuru, bakımın günlük ayrıntılarında görünür. Odaya girerken haber vermek, yapılacak işlemi açıklamak, bedenini gereksiz yere açık bırakmamak ve konuşurken doğrudan kendisine yönelmek önemlidir. Yanında kimlerin bulunmasını istediği, ne zaman dinlenmek istediği ve dokunulmasını isteyip istemediği dikkate alınmalıdır. Hastanın az konuşması, tercihlerini sormaktan vazgeçmemiz için bir neden değildir.

Avrupa’da yaşayan aileler için dil, inanç ve kültürel alışkanlıklar bu süreçte ayrıca önem kazanabilir. Bir hasta ana dilinde konuşmak, dua dinlemek veya manevi destek almak isteyebilir. Bir başkası sessizliği tercih edebilir. Aynı aileden ya da aynı inançtan gelen insanların ihtiyaçlarının da farklı olabileceğini hatırlamalıyız. Hastaya neyin iyi geldiğini sormak, varsayımda bulunmaktan daha güvenilir bir yoldur. Anlaşılır bilgiye ulaşabilmek için gerektiğinde profesyonel dil desteği istenmelidir.

Bakımın nerede sürdürüleceği de kişinin ihtiyaçlarına ve mevcut desteğe göre planlanmalıdır. Bazı insanlar evinde kalmak ister; bazıları hastanede veya hospis gibi yaşam sonu bakım kurumlarında daha güvende hisseder. Evde bakım her aile için mümkün olmayabilir. Yakınların yorulması, uykuya ya da yardıma ihtiyaç duyması sevginin eksikliği değildir. Aile hekimi ve palyatif bakım ekibiyle, özellikle gece veya bir yakınma arttığında kime ulaşılacağı önceden konuşulmalıdır.

Yakınlar için bir başka ağır duygu da suçluluktur. “Daha fazla yanında kalmalıydım”, “Son anda elini tutmalıydım” düşünceleri insanı uzun süre meşgul edebilir. Ancak hiç kimse kesintisiz biçimde güçlü ve hazır olamaz. Her vedada son bir konuşma yapmak mümkün değildir. Bir insanla yıllar boyunca kurduğumuz ilişkiyi yalnızca son dakikalarda olup bitenlerle değerlendirmek kendimize haksızlık olur.

Ölmek üzerine konuşmak, hastaya kendi isteklerini anlatma fırsatı verirken yakınlarının da onu daha iyi anlamasına yardımcı olabilir. Burada hekim olarak görevimiz, belirsizlikleri dürüstçe paylaşmak ve desteği sürdürmektir. Yaşamının sonuna yaklaşan insanın hâlâ tercihleri, ilişkileri ve önem verdiği şeyler vardır. Bakımın merkezinde, o kişinin bugün neye ihtiyaç duyduğunu sormak ve verdiği yanıtı ciddiye almak yer almalıdır.

Uzm. Dr. Serap Gülüc

Hematoloji ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı

Palyatif Tıp

Kaynaklar

Dünya Sağlık Örgütü — Palliative care

Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi — Palliative care

NHS — What to expect from end of life care

NHS inform — What happens when someone is dying

NHS — What end of life care involves